Sanatçı
David Garrett
Sanatçının Şarkıları
Biyografi
David Garrett, klasik müzik ile rock, pop ve sinematik müziği aynı sahnede buluşturan dünyanın en tanınmış keman virtüözlerinden biridir. Olağanüstü teknik yeteneği, yüksek enerjili sahne performansları ve klasik eserleri çağdaş müzikle birleştiren crossover yaklaşımı sayesinde kemanı çok daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştırmıştır. Paganini, Beethoven ve Mozart gibi bestecilerin eserlerini yorumlayabildiği gibi Metallica, Queen, Nirvana, Coldplay ve Michael Jackson gibi modern müzik ikonlarının parçalarını keman için yeniden düzenlemesiyle de tanınır. Garrett’ın kariyeri, çocuk yaşta başlayan klasik müzik virtüözlüğünden dünya çapında büyük arena turnelerine uzanan sıra dışı bir yolculuktur.
4 Eylül 1980 tarihinde Almanya’nın Aachen kentinde David Christian Bongartz adıyla dünyaya gelen sanatçı, Alman hukukçu ve keman müzayedecisi Georg Peter Bongartz ile Amerikalı balerin Dove Garrett’ın oğludur. Profesyonel kariyerinde annesinin soyadı olan Garrett’ı kullanmaya başladı. Müziğe son derece erken yaşta ilgi gösteren Garrett, henüz dört yaşındayken keman çalmaya başladı ve kısa sürede olağanüstü yeteneğiyle dikkat çekti.
Garrett’ın çocukluk yılları yoğun bir klasik müzik eğitimiyle geçti. Henüz 10 yaşındayken ilk kez orkestra eşliğinde konser verdi; 13 yaşına geldiğinde ise prestijli Deutsche Grammophon ile sözleşme imzalayan en genç sanatçılardan biri oldu. Genç yaşta profesyonel kayıtlar gerçekleştirmeye başlayan Garrett, Yehudi Menuhin gibi klasik müziğin efsane isimleriyle çalışma fırsatı yakaladı ve Claudio Abbado gibi önemli şeflerin yönetimindeki orkestralarla sahne aldı.
Klasik müzik dünyasında çocuk yaşta yakaladığı başarıya rağmen Garrett, kariyerini yalnızca geleneksel klasik müzik repertuvarıyla sınırlandırmak istemedi. Gençlik yıllarında farklı müzik türlerine duyduğu ilgi giderek arttı. Rock, pop, blues ve elektronik müzik dinleyen sanatçı, kemanın yalnızca konser salonlarında değil, büyük arena ve festival sahnelerinde de güçlü bir enstrüman olabileceğine inanıyordu.
Bu düşünce onun kariyerinin sonraki dönemini belirledi. Garrett, eğitimini ilerletmek amacıyla New York’a taşındı ve dünyanın en prestijli müzik okullarından Juilliard School’da eğitim gördü. Burada efsanevi keman pedagogu Itzhak Perlman ile çalıştı. Juilliard yılları yalnızca teknik gelişimi açısından değil, bestecilik ve düzenleme alanındaki yeteneklerini geliştirmesi açısından da önemli oldu.
New York’ta yaşadığı dönem Garrett’ın müzikal dünyasını önemli ölçüde değiştirdi. Klasik müzik disiplinini korurken rock ve pop müziğin sahne enerjisini kendi performanslarına taşımaya başladı. Böylece ilerleyen yıllarda kendisini dünya çapında üne kavuşturacak olan classical crossover tarzının temellerini oluşturdu.
Garrett’ın uluslararası ölçekte büyük kitlelere ulaşmasını sağlayan projelerin başında Virtuoso, Encore, Rock Symphonies, Music, Explosive, Unlimited – Greatest Hits, Alive: My Soundtrack, Iconic ve Millennium Symphony gibi albümleri gelmektedir. Bu çalışmalarda klasik müzik eserleri ile dünya çapında tanınan pop ve rock parçalarını aynı müzikal evrende bir araya getirdi. David Garrett resmi sitesi
Özellikle Rock Symphonies, Garrett’ın müzikal kimliğini dünyaya tanıtan en önemli çalışmalarından biri oldu. Albümde rock klasiklerini senfonik düzenlemeler ve virtüöz keman performanslarıyla yeniden yorumladı. Nirvana’nın “Smells Like Teen Spirit”, Metallica’nın “Master of Puppets”, Led Zeppelin’in “Kashmir”, Aerosmith’in “Walk This Way” ve Guns N’ Roses’ın “November Rain” gibi eserlerine getirdiği keman yorumları büyük ilgi gördü.
Garrett’ın repertuvarında Queen, Coldplay, Michael Jackson, Prince, The Rolling Stones, AC/DC, U2 ve daha birçok dünya yıldızının eserlerinin yeniden yorumları da bulunmaktadır. Bunun yanında Beethoven, Bach, Mozart, Tchaikovsky, Vivaldi ve Paganini gibi klasik müzik tarihinin büyük bestecilerinin eserlerini seslendirmeye devam etmesi, sanatçının iki farklı müzik dünyası arasında kurduğu köprünün temelini oluşturur.
Ancak David Garrett’ı yalnızca bir crossover sanatçısı olarak değerlendirmek eksik kalır. Klasik repertuvardaki teknik yetkinliği kariyerinin temelini oluşturur. Özellikle Niccolò Paganini‘nin son derece zor keman eserlerine duyduğu ilgi, Garrett’ın sanat yaşamında özel bir yere sahiptir. Paganini’nin teknik virtüözlüğünü modern bir sahne anlayışıyla bir araya getiren sanatçı, bu repertuvarı yeni kuşak dinleyicilere ulaştırmıştır.
Paganini ile olan bu bağ, 2013 yapımı The Devil’s Violinist filminde zirveye ulaştı. Garrett filmde efsanevi İtalyan keman virtüözü Niccolò Paganini’yi canlandırarak başrol üstlendi ve filmdeki keman performanslarını kendisi gerçekleştirdi. Böylece müzisyen kimliğinin yanında oyunculuk alanında da dikkat çeken bir projeye imza attı.
David Garrett’ın konserleri klasik bir resitalden oldukça farklıdır. Büyük LED ekranlar, dramatik ışık tasarımları, rock grubu, orkestra ve güçlü sahne prodüksiyonları kullanarak keman konserini büyük ölçekli bir gösteriye dönüştürür. Bir performans içerisinde seyirci önce Beethoven veya Paganini dinlerken birkaç dakika sonra Queen, Metallica ya da Michael Jackson düzenlemesiyle karşılaşabilir. Bu geçişler Garrett’ın konserlerinin en belirgin özelliklerinden biridir.
Sanatçı dünya çapında binlerce konser gerçekleştirmiş; Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya kadar çok sayıda ülkede büyük konser salonları ve arenalarda sahne almıştır. Almanya başta olmak üzere Avrupa’da özellikle güçlü bir dinleyici kitlesine sahip olan Garrett’ın turneleri, klasik müzik seyircisiyle rock ve pop dinleyicilerini aynı salonda buluşturmasıyla dikkat çeker.
Garrett aynı zamanda olağanüstü hızlı keman tekniğiyle tanınmaktadır. 2008 yılında Rimsky-Korsakov’un “Flight of the Bumblebee” eserini yaklaşık 66 saniyede seslendirerek Guinness Dünya Rekoru elde etmiş, daha sonra kendi derecesini geliştirmiştir. Bu performanslar onun popüler kültürde “dünyanın en hızlı kemancılarından biri” olarak tanınmasına katkıda bulunmuştur. Bununla birlikte Garrett’ın müzisyenliği yalnızca hız üzerine kurulu değildir; klasik eğitiminden gelen ton kontrolü, yay tekniği ve müzikal yorumlama becerisi performanslarının temelini oluşturur.
Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde Garrett, yeniden klasik müzik köklerine daha fazla ağırlık veren projeler de hazırladı. Iconic projesinde 20. yüzyılın büyük kemancılarından ve onların repertuvarlarından ilham aldı. Fritz Kreisler, Jascha Heifetz, Yehudi Menuhin ve Arthur Grumiaux gibi keman tarihinin önemli isimlerine saygı niteliğindeki çalışmalarla, virtüöz keman repertuvarını günümüz dinleyicisine taşıdı.
Daha sonraki Millennium Symphony projesinde ise son birkaç on yılın popüler müzik mirasını büyük senfonik düzenlemelerle yeniden ele aldı. Bu proje Garrett’ın kariyerinin başından beri sürdürdüğü temel düşünceyi bir kez daha ortaya koydu: klasik müzik ile popüler müzik arasında kesin sınırlar bulunmak zorunda değildir.
David Garrett bugün yalnızca teknik yeteneğiyle değil, kemanın popüler kültürdeki algısını değiştiren sanatçılardan biri olmasıyla da öne çıkmaktadır. Klasik müzik eğitiminin disiplinini rock konserlerinin enerjisiyle bir araya getirerek milyonlarca insanın keman müziğiyle tanışmasına katkıda bulunmuştur. Özellikle genç dinleyicilerin klasik müziğe ilgisini artırması, kariyerinin önemli etkilerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Çocuk yaşta klasik müzik dünyasının en prestijli sahnelerine çıkan bir virtüözden dünya çapında arena konserleri veren bir crossover yıldızına dönüşen David Garrett, bugün kuşağının en tanınmış kemancılarından biridir. Paganini’den Metallica’ya, Beethoven’dan Queen’e uzanan sıra dışı repertuvarı; virtüöz tekniği, gösterişli canlı performansları ve farklı müzik türleri arasında kurduğu köprü sayesinde çağdaş keman dünyasının en özgün ve geniş kitlelere ulaşan sanatçılarından biri olarak kariyerini sürdürmektedir.




