Sanatçı

Suna Keskin resmi

Suna Keskin

Biyografi

Suna Keskin, Türk tiyatro, sinema ve televizyon tarihinin en deneyimli ve saygın oyuncularından biridir. 30 Ağustos 1940’ta Çanakkale’nin Biga ilçesinde dünyaya gelen sanatçı, altmış yılı aşan profesyonel kariyeri boyunca tiyatroyu sanat yaşamının merkezinde tutarken sinema ve televizyonda da çok sayıda unutulmaz karaktere hayat vermiştir. Özellikle güçlü sahne disiplini, doğal oyunculuğu, komedi ile dram arasında rahatlıkla geçiş yapabilmesi ve kendine özgü yorumuyla Türk tiyatrosunun yaşayan ustaları arasında kabul edilmektedir.

Sanata olan ilgisi çocukluk yıllarında başladı. Tiyatroya ilgi duyan bir aile ortamında büyüyen Keskin’in küçük yaşta izlediği Pinokyo oyunu üzerinde büyük etki bıraktı. Ancak başlangıçta doğrudan oyunculuk eğitimi almak yerine bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin temelini oluşturan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümü‘nde eğitim gördü. Akademide öğrenciyken Akademi Tiyatrosu çalışmalarına katılması ise hayatının yönünü değiştirdi. Burada amatör olarak sahneye çıkmaya başlayan Keskin’in oyunculuk yeteneği kısa sürede fark edildi.  

Profesyonel tiyatroya geçişinde Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Haldun Dormen belirleyici rol oynadı. Dormen’in teşvikiyle profesyonel oyunculuğa yönelen Keskin, 1963 yılında Dormen Tiyatrosu’nda “Montserrat” ve “Şahane Züğürtler” oyunlarında rol alarak profesyonel sahne yaşamına başladı. Dormen Tiyatrosu’nun Türkiye’de çağdaş özel tiyatro anlayışının gelişmesinde büyük rol oynadığı bu dönemde edindiği deneyim, Keskin’in oyunculuk anlayışının temelini oluşturdu.  

Dormen Tiyatrosu’nun ilk kapanış döneminin ardından Suna Keskin; Erol Günaydın, Erol Keskin, Hadi Çaman ve Tuncel Kurtiz gibi Türk tiyatrosunun önemli isimleriyle birlikte Gen-Ar Tiyatrosunun kuruluşunda yer aldı. Yaklaşık iki yıl boyunca bu topluluk bünyesinde çalışmalarını sürdürdü. Bu dönem, özel tiyatroların Türkiye’de yeni bir kimlik kazanmaya başladığı yıllara denk gelmesi bakımından Keskin’in kariyerinde önemli bir yere sahiptir.  

Suna Keskin’in tiyatro yaşamındaki en önemli ortaklıklardan biri ise eşi, oyuncu ve yönetmen Erol Keskin ile gerçekleşti. İkili Akademi Tiyatrosu yıllarında tanıştı ve daha sonra hem özel yaşamlarında hem de sanat hayatlarında uzun yıllar boyunca birlikte üretim yaptı. Suna Keskin, kariyeri boyunca Dormen Tiyatrosu başta olmak üzere Türkiye’nin önemli özel tiyatrolarında çok sayıda klasik ve çağdaş eserde sahne aldı. Sahne üzerindeki başarısı, özellikle karakterlerin gündelik ve insani taraflarını abartıya kaçmadan seyirciye aktarabilmesinden kaynaklandı.  

Sinema kariyeri de 1960’lı yıllara kadar uzanan sanatçı; Kahreden Darbe, Kozanoğlu, Dertli Gönlüm, Paralı Askerler, Köye Dönen Yosma, Geldi Sevdi Vurdu, Tatlı Dillim, Büyük Bela, Elif Ana – Ayşe Kız, Mavi Gözlü Dev: Nazım Hikmet, SüperTürk ve Yok Artık 2 gibi farklı dönem ve türlerdeki yapımlarda rol aldı. Böylece Yeşilçam döneminden modern Türk sinemasına kadar uzanan oldukça geniş bir filmografiye sahip oldu.  

Özellikle 1972 yapımı “Tatlı Dillim”, Suna Keskin’in Yeşilçam dönemindeki dikkat çekici yapımlarından biri oldu. Daha sonraki yıllarda ise biyografik ve dramatik sinema projelerinde karakter oyunculuğunu sürdürdü. Mavi Gözlü Dev: Nazım Hikmet gibi yapımlarda yer alması, kariyerinin yalnızca popüler komedi veya televizyon projeleriyle sınırlı olmadığını; farklı sinema anlayışlarında üretmeye devam ettiğini gösterdi.  

Televizyon kariyerinde ise birçok kuşağın yakından tanıdığı bir isim hâline geldi. Türkiye’nin ilk büyük televizyon uyarlamalarından Aşk-ı Memnu’nun 1975 tarihli versiyonunda yer alan Keskin, sonraki yıllarda Bir Tatlı Huzur, Dünya Varmış, Yadigar, İki Arada Aşk, Üç Kadın, Benden Baba Olmaz, OKS Anneleri, Doktorlar, Yalancı Romantik, Canım Babam, Yüksek Giriş gibi pek çok televizyon yapımında rol aldı.  

Yeni kuşak televizyon seyircisinin Suna Keskin’i en fazla hatırladığı projelerden biri ise kuşkusuz Avrupa Yakası oldu. Türk televizyon tarihinin en sevilen komedi dizilerinden biri olan yapımda sergilediği performans, Keskin’in yıllara dayanan tiyatro deneyimini televizyon komedisine başarıyla taşımasının önemli örneklerinden biri oldu. Dizideki karakteri ve özellikle deneyimli oyunculardan oluşan kadroyla yakaladığı uyum sayesinde daha önce tiyatro ve Yeşilçam döneminden tanımayan genç bir izleyici kuşağı tarafından da keşfedildi.  

Suna Keskin’in oyunculuğunun en belirgin özelliklerinden biri doğallığıdır. Sahne üzerinde güçlü bir tiyatro tekniğine sahip olmasına rağmen karakterlerini teatral bir abartıya taşımadan canlandırabilmesi, hem komedide hem dramda başarılı olmasını sağlamıştır. Ses tonu, mimikleri, zamanlama yeteneği ve karşısındaki oyuncuyla kurduğu güçlü iletişim, özellikle komedi yapımlarındaki performanslarının önemli parçalarıdır. Bu nedenle kariyerinin farklı dönemlerinde anne, eş, komşu veya otoriter aile büyüğü gibi birbirine benzeyebilecek karakterleri dahi farklı kişiliklere dönüştürebilmiştir.

Keskin’in kariyerini önemli kılan bir başka unsur ise Türk tiyatrosunun farklı kuşakları arasında kurduğu köprüdür. Haldun Dormen, Tuncel Kurtiz, Erol Günaydın ve Hadi Çaman gibi tiyatro tarihinin önemli isimleriyle başlayan profesyonel yolculuğu; yıllar içerisinde sinema, televizyon ve yeni kuşak tiyatro oyuncularıyla devam etmiştir. Böylece 1960’ların özel tiyatro hareketinden Yeşilçam’a, televizyonun yaygınlaşmasından 2000’lerin popüler dizilerine kadar Türkiye’nin sahne ve ekran sanatlarındaki büyük dönüşümün doğrudan içinde yer alan sanatçılardan biri olmuştur.  

Özel yaşamında da sanatla iç içe olan Suna Keskin, usta oyuncu ve yönetmen Erol Keskin ile uzun yıllardır evlidir. İkilinin Akademi Tiyatrosu’nda başlayan birlikteliği, Türk tiyatrosunun en uzun soluklu sanat birlikteliklerinden birine dönüşmüştür.  

Altmış yılı aşan sanat kariyeriyle Suna Keskin, yalnızca popüler dizi ve filmlerde rol alan bir oyuncu değil; Türkiye’de özel tiyatronun gelişimine bizzat tanıklık etmiş ve bu gelişimin parçası olmuş önemli bir sahne sanatçısıdır. Akademi Tiyatrosu’ndan Dormen Tiyatrosu’na, Gen-Ar’dan Yeşilçam’a ve modern televizyon dizilerine uzanan kariyeriyle farklı kuşakların hafızasında yer edinmiştir. Tiyatroya duyduğu bağlılık, karakter oyunculuğundaki ustalığı ve onlarca yıla yayılan üretkenliği sayesinde Türk tiyatro ve oyunculuk tarihinin yaşayan değerlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Benzer sanatçıları keşfet